* Temel anlamda, ateistler, Dünya’daki varlığımızı yanlış anlamlandırıyorlar. Dünyanın, bizim erdemli olduğumuzu ortaya çıkarabilmesi için sıkıntı ve güçlüklerle dolu bir mücadele sahası olması gerekir. Mesela, sabrımızı zorlayan şeyler olmadıkça nasıl sabredebiliriz? Eğer karşımıza hiçbir tehlike çıkmıyorsa nasıl cesaret gösterebiliriz? Eğer hiç kimsenin merhamete ihtiyacı yoksa, nasıl merhametli olacağız? Hayatın bir imtihan olması bütün bu soruları cevaplıyor. Ahlâkî ve manevî gelişimimizi sağlamak için bu zorluklara/imtihanlara ihtiyacımız var. Buraya eğlenmeye gelmedik; hoşça vakit geçirmek cennetin gayesi, dünyanın değil.
Öyleyse hayat neden bir imtihandır? Tanrı kâmil manada iyi olduğuna [ve herkes için en iyi olanı istediğine] göre, her birimizden O’na inanmamızı ve, bunun neticesinde, cennette ebedî saadete erişmemizi istiyor. Her birimizin inanç sahibi olmasını istediğini, inançsızlığımıza razı olmadığını Kur’an’da şöyle ifade ediyor: “Bununla beraber O, kullarının küfrüne razı olmaz.” (Kur’an, 39:7)
Bu ayet açıkça gösteriyor ki Tanrı, kimsenin cehenneme gitmesini istemiyor. Ne var ki eğer herkesi cennete gönderecek olsaydı, büyük bir adalet ihlali meydana gelirdi; Hz. Musa ve Firavun’a, Hitler ve Hz. İsa’ya aynı şekilde muamelede bulunmuş olurdu. Cennete giren insanların, cenneti hak ederek girmelerini sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç vardır. Bu da hayatın neden bir imtihan olduğunu açıklamış oluyor. Hayat, aramızdan kimlerin ebedî saadeti hak ettiğini göstermeye yarayan bir mekanizma. Hal böyle olunca da hayat, bizim davranışlarımızı imtihana tabi tutmak için zorluklarla, engebelerle doludur.