* Ateizm teriminin ilk kullanımı Yunan dili uzmanı Sir John Cheke’nin Plutarch’ın On Supersition (Hurafeler Üzerine) isimli eserinin tercümesine kadar dayanır. 1600’lerin Fransa’sında ateizm, kendi dünya görüşüne karşı polemik oluşturacak yazıları ve sosyo-politik tedbirleri tetikledi (Hyman, G. -2007- Atheism in Modern History. M. Martin, ed., The Cambridge Companion to Atheism içinde, s. 29) Ateizm 1700’lerin İngiltere’sinde dahi bir tehdit unsuru olarak algılanıyordu. Meşhur oyun ve deneme yazarı Joseph Addison, ateizme karşı bir kısım ihtiva eden, The Evidence of the Christian Religion (Hıristiyan Dininin Delilleri) başlıklı bir kitap yazdı. Kitabın aşağıdaki kısmında, ateistleri şöyle tarif ediyor:
“Bu tür yobazlarda çok saçma ve ters bir şey var, doğru düzgün bir tanım getirmeğe hafsala yetmiyor. Sizi kızdırmak için dibine kadar ısrar eden kumarbaz tiplere benziyorlar, fakat boşuna oynuyorlar. Arkadaşlarını üzerlerine gelmeleri için sürekli dürtüklüyorlar fakat aynı zamanda elleri boş bırakıyorlar. Hülasası, ateizmi yayma gayreti aslında, ateizmin kendisinden daha saçma. Tenakuz ve imkansızlıklarla dolu fikirlerle izdivaç etmiş bir vaziyetteler ve aynı zamanda inancın en ufak parçasındaki bir zorluğu dahi, inkâr için kâfi görüyorlar. Bu geri kafalı kâfirlerden birine, ateizmin en mühim mevzuları olan kainatın sebepler üzerine teşekkülü, maddiyatın faniliği, Ruh’un faniliği, Beden’in tesadüfi tertibi, maddenin hareketleri ve çekimi (gravitasyon) ve buna benzer tafsilatlarıyla beraber bir araya getirilip bir amentü meydana çıksa, en meşhur ateistlerin ekseriyatının fikirlerine istinaden; derim ki, bu şekilde teşekkül ve vaz edilmiş bir Amentüyü kabul etmek, şiddetle inkâr ettikleri o bahislerden çok daha büyük bir inancı gerektirmez mi? Öyleyse bu yeni nesil