Rasûlullah s.a.v.’e sordular:
- Mümin ve münafık kimdir? Buyurdu ki:
- Müminin bütün işi-gücü namaz ve oruç gibi ibadetlerdir. Münafığın bütün tasası yiyip içmekten ibarettir.”
Yani hayvanlar gibi ibadet ve namazdan uzaktırlar. Mümin sadaka ve istiğfarla meşguldür. Münafığın meşguliyeti ise hırs ve uzun emeldir. Mümin, Allah’tan başka herkesten ümidini keser; münafık ise Allah’tan başka herkese umut bağlar. Mümin dinini değil malını feda eder. Münafık ise malı yerine dinini feda eder. Mümin, Allah’tan başka kimseden çekinmez. Münafık ise, Allah’tan başka herkesten korkar. Mümin, kötülükten sakınıp iyi amel işler, yine de gözyaşı döker. Münafık ise, kötülük ve günah işler, buna rağmen güler. Mümin, yalnızlıktan ve tek başına kalmaktan hoşlanır. Münafık, daima halkın arasında girmekten ve kalabalıktan hoşlanır. Mümin ıslah edicidir, fesattan kaçınır. Münafık yıkıcıdır, ama emeksiz ürün peşinde koşar. Mümin, dininin emri doğrultusunda emreder, yasaklar. Münafık, baş olma uğruna emreder, yasaklar koyar. Hatta bu uğurda iyiliği yasaklar ve kötülüğü emreder. Tıpkı şu ayet-i kerimede buyrulduğu gibi:
“Münafık erkekler ve münafık kadınlar (sizden değil) birbirlerindendir. Onlar kötülüğü emreder, iyilikten alıkoyar ve cimrilik ederler. Onlar Allah’ı unuttular. Allah da onları unuttu! Çünkü münafıklar fâsıkların kendileridir.
Allah erkek münafıklara da kadın münafıklara da kâfirlere de içinde ebedi kalacakları cehennem ateşini vâdetti. O, onlara yeter. Allah onlara lanet etmiştir. Onlar için devamlı bir azap vardır.” (Tevbe, 67–68)
Yine yüce Allah c.c. şöyle buyurur:
“Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri bir araya getirecektir.” (Nisa, 140)
Yani, küfür ve nifak üzere öldükleri takdirde cehennemde bir araya getirileceklerdir. Burada münafıklar kâfirlerden önce zikredilmiştir