Onur Köksal

Onur Köksal
@TimeTraveller_
Muhasebe
Üniversite Lisans
İstanbul
İstanbul, 1 Eylül
64 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı

Onur Köksal

, bir kitap okudu
7/10
·208 syf.·
2026 3. kitabı
Soner Duman
9.1/10 · 371 okunma
Reklam
* Giriş kısmında Sanayi Devrimi’nin uygarlık tarihi içerisinde neolitik devrimden sonraki en önemli devrim olduğunu ileri sürmüştük. Ancak bu tip devrimsel dönüşümler ilk bakışta “devrim” kelimesinin yaptığı çağrışımları içermez gibi görünür. Bu dönüşümler “tantanalı” değildir. Çok yoğun çatışmaları doğursalar da bu çatışmalar “zamana yayılmış” bir şekilde ortaya çıkarlar. Politik etkileri çok dönüşümsel iken; büyük, bütünlüklü bir politik söylemleri de yoktur, böylesi söylemleri yürütecek belirgin bir kadroları da yoktur. Bu devrimlere “devrim” diyebilmemiz için oluşumlarının üzerinden biraz zaman geçtikten sonra, geniş bir perspektifle bakmamız gerekir. Ama -tekrar edelim- devrimci nitelikleri tam da bu “zamana yayılmış” etkilerinden kaynaklanır. James Watt buharlı motoru icat ettiğinde bu ertesi gün bir sansasyon yaratmadı. Hatta icadın onun adına yazılması bile tartışmalı olabilir. Buharlı motor (birçok diğer icat gibi) uzun bir serüvenin sonucunda ortaya çıktı. Su buharının çevrim gücü olarak kullanılmasının tarihi MS 50 yılında İskenderiyeli Heron’a kadar götürülür. Watt’tan sonra da aynı teknolojide geliştirmeler devam etti. Yani Sanayi Devrimi’ni birkaç teknolojik kıvılcımın ortaya çıkardığını hep söylüyoruz ama bu kıvılcımların bu ‘yangın’lara yol açacağı kendi dönemlerinde çok az kişinin aklına gelebilirdi.
Sayfa 335·Kitabı okudu
* Haçlı Seferleri dinler tarihi açısından çok önemlidir. Hatta o zamana kadar, antikçağda ve hatta ortaçağın erken dönemlerinde daha farklı bir içerik taşıyan Doğu ve Batı algısını Müslümanlık ve Hıristiyanlık arasında bir ikiliğe dönüştürecek ölçüde insanlığın algısını değiştirecek izler bırakmıştır.
Sayfa 273·Kitabı okudu
* Abbasîlerin seleflerinin tamamen aksine Arap-gayri Arap ayrımı gözetmeksizin toplumu bütünleştirmek politikaları da ilişkilerin değişiminde önemli bir kilometre taşıdır. Yaşanan değişiklik Arap edebiyatına da etkide bulunmuş ve başlangıçtaki olumsuz ifadelerin yerini bu kez el-Cahız’ın Faziletü’l Etrak’ında (Türklerin Faziletleri) olduğu gibi tam aksine onları öven eserler, tanımlama ve hadisler almıştır. Bu durum yani Müslüman toplumu içerisindeki kısmi etnik ayrımın kaldırılması İslam medeniyetinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Sayfa 246·Kitabı okudu
* Türklerle Müslümanlar arasındaki münasebetlerin pek de iyi başlamadığı görülecektir. Dört Halife (632-661) devrindeki ilk karşılaşmaların sonrasında bilhassa Emevîler zamanında (661-750) sürekli bir savaş hali söz konusudur. Burada adı geçen hanedana mensup halifelerin gayri Arap Müslüman unsurlara karşı sürdürdükleri Asabiyye politikası (milliyetçilik) ve yeni muhataplarını ikinci sınıf vatandaş olarak kabul etmeleri karşılıklı savaş halinin en temel sebebidir. Nitekim İslam hukukuna göre dini kabul eden unsurlar etnik kimliği ve sosyal statüsü ne olursa olsun diğer inananlarla aynı haklara sahiptir. Ancak Emevîlerin bunun tamamen aksine bir şekilde yeni Müslümanlardan (mevalilerden) gayrimüslim oldukları dönemdeki vergileri almayı sürdürmeleri bilhassa Türkler arasında ciddi bir karşı duruşu da beraberinde getirmiştir (Cahen 1990, 43-47; Şeşen 2012, 66; Usta 2020, 99-102). Öyle ki Türkler, Emevîler zamanında zaman zaman İslamiyet’i kabul etmelerine karşın bu menfi tavrın neticesinde eski dinlerine dönerek Arap Müslümanlarla savaşmışlardır. Tarafların arasındaki bu durum eski Arap şiirinde, atasözleri ve deyimlerde hatta Hz. Peygamber’e isnat edilen sahte hadislerde olumsuz bir şekilde yansıma bulmuştur (Şeşen 1968, 11-36). Yine günümüzde dahi kendisine birçok taraftar bulmuş olan Türklerin kılıç zoruyla İslamiyet’i kabul ettiği şeklindeki görüşlerin ortaya çıkışına da kaynaklık etmiştir. Ancak Emevîler devrindeki bireysel örnekler dışında Türkler arasında genel bir İslam kabulü söz konusu değildir.
Sayfa 245·Kitabı okudu
Reklam