* Bozkırlarda yaşayan Eski Türk topluluklarının bağımsızlığa düşkünlükleri ve bu uğurda mücadele etmeleri tarihin her döneminde bilinen bir gerçektir. Büyük Hun İmparatorluğu’ndan itibaren sayısız örnekle bu konu desteklenebilir. Gök Türklerin bağımsızlıklarını kazanışları ve kaybedişleri, Orhun Yazıtları’nda oldukça önem verilerek anlatılmış; bağımsızlığın kaybedilişinin millet için adeta bir ölüm, kazanılmasının ise yeniden diriliş olduğu, milletin bundan çok ders alması gerektiği önemle tavsiye edilmiştir. 630-680 yılları arasında devletin Çin esaretine düştüğü sırada birçok bağımsızlık hareketi meydana gelmiş, en sonunda, 679’da başlayan isyan kıvılcımı 682’de devletin yeniden istiklalini kazanmasına sebep olmuştur. Devlet tekrar istiklalini kazandığı kazandığında kağanlar Çin’de kalmış ve Türk boylarını kurtarmak için olağanüstü çaba sarf etmişlerdir. Bu da Gök Türk devletinde bağımsızlığa verilen önemi gösteren en önemli belgelerdendir (Chiou T2ang Shu 194A, 5166; Hsin T’ang Shu 215A, 6042; Tsu-chih T’ung-chien 202, 6392; T’ung Tien 198, 1073b). Türkler bir yerde bağımsız yaşarlarsa orayı vatan saymaktadırlar. Dolayısıyla vatan kavramı ile bağımsızlık birlikte değerlendirilir. Boylar halinde yaşamaları ve göç edebilme becerileri sayesinde daima bağımsız yaşayabilecekleri yeni bir vatan bulabilirlerdi. Yabancı milletlerin baskısı ve kıtlık zamanlarında kendilerine bağımsız yaşayabilecek yeni topraklar (vatan) bulabiliyorlardı (Kafesoğlu 2017, 227-228; Donuk 1990, 28). Türk devletlerinde halkın (kün) şahsi hukukla donatılmış, iktisaden hür ve özel mülkiyete sahip olduğu görülür. Tarım arazisi üzerinde de özel mülkiyet geçerli oluyordu (Chiou t2ang Shu 194A, 5168 vd; Hsin T’ang Shu, 215 A, 6045). Tactica’da Türklerin hür insanlar olduğundan bahsetmektedir. Özel