Gülcan Dinler

Gülcan Dinler
@TimuralpCemre
Anayım ben ana Okur yazar
Puan vermedi·136 syf.··
2021 3. kitabı
Savaşın cenk meydanlarından ibaret olmadığını benimsediğimiz Aytmatov anlatımıyla içim parçalanarak okuduğumuz kitap. Tanımadığımız bir köyde, tanımadığımız mütevazi bir yaşam. Tanımadığımız bir acı,tanımadığımız bir kabulleniş, tanımadığımız bir umut.. (Ben bunları tanıyorum diyen işine baksın ) Babannemin düşüncesine inat hep geç geldiğimi düşünürüm dünyaya. Samimiyetsizlikler içerisinde yoğrulmuş hayatlarımızda hangimiz bu denki aidiyet duygusunu tadabildik, hangimiz umudumuzu var edebildik pes demeden? ‘Amentü’ ettik diyerek başlıyoruz riyakarlığa umutsuzluğumuzla,isyanımızla. Samimiyetsizlik çerçevemizden samimiyetin el uzatıp bir aralık bıraktığı, mutluluğu,huzuru,yoksulluğu,acıyı,kabullenişi içtenliğiyle yazarın okuruna aktardığı kitap…
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·240 syf.··
2021 2. kitabı
“Akıl” varlığı kabullenişin en güçlü dayanağı belki de. Yokluk-hiçlik-varlık gibi düşüncelerle bizleri muammaya sürükleyerek hayatı,özü,nedeni sorgulatan ve tüm bunlarla inkar edilemeyen soyutsal kavram… Her kitap okuyanına has izler bırakıyor. Bu eserin her satırında öne çıkan kavram ‘Akıl’ ve onu kullanabilme becerisi oldu benim için. (Belki farklı bir dönemde okumuş olsaydım algım daha farklı yönlerini ön plana çıkarabilirdi) Her hikayesi,menkıbesi kendine has dersler vermekte. Derinine inildiğinde hepsinde ortak adalet, aidiyet, samimiyete dair örneklemeleri de es geçmeyelim. Her satırında belli ve ortak mesaj veren illuminatilere maruz kalmış gibi hissetmeme engel olamadım. “Kişinin kapasitesi aklını kullanabildiği ölçüdedir.”
Altın IşıkZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20181,824 okunma
10/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
“Delinse yer, çökse gök, yansa kül olsa dört yan Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan; Ölümlerle eğlenen tuna yürekli Türkleriz..” Bir dostan ayrılırcasına kapattım kitabın son sayfasını. İçimde Taçam’ın yaşadığı Kür Şad’ın torunu olma gururuyla Türk olmanın, Türk doğmanın bir lütuf olduğunu iliklerime kadar hissettim, bu haklı gururla. Asıl cahiliye devrini yaşadığımız şu günlerde önyargılara ve ideolojik kavgalara kurban edilmemesi gereken bir kitap (!) Ekmek-su gibi ihtiyacımız olan “benlik” mücadelemizi, okudukça üzerimizdeki toz yığınlarını dağıta dağıta, coşkun ırmaklar gibi kanımızı akıta akıta damarlarımızdan öze inmeyi destekleyen bir kitap (!) Sadakatin, aidiyetin samimiyetin; vatan uğruna, millet uğruna, Hak uğruna tevazuluğun özümüzde saklı olduğunu, şu dönemde kapitalist bir düzene boyun eğerek öbek öbek nasıl da mankurtlaştırıldığımızı tokat gibi yüzümüze çarpıyor. “Kür Şad ölmüş fakat attan düşmemişti Ölmüş, fakat yenilmemişti..” Ecdadı tanıdıkça günümüzden utanıyor insan. Neydi beşeriyetimizi güçlendiren? Bizi haklı davamızdan, ülkümüzden bu denli uzaklaştırarak asimile eden? Türklük islamiyetle taçlandırılmışken hemde. Atatürk Gençliğe Hitabesinde “Muhtaç olduğun kuvvet damarlarında ki asil kanda mevcuttur!” diyerek tekrar tekrar hatırlatmıyor mu özümüzü..(!) “Yarınlar kalleş dolu, mert olan her düne yan.” Kendi kara deliğimizi oluşturmuş koşar adım çekiliyoruz o beter boşluğa. Farklı ırklardan,milletlerden etkilenmiş kendi toplumsal yargılarımızı oluşturmuşuz. “Ahlak “ nedir unutmuş ahlakımızı sevgisel öngörülerimizle başkalarının “ahlak” kavramıyla ölçer olmuşuz. “Sen gurbetten kalırsan, ben ölürsem ne çıkar Ruhlarımız buluşur birgün Tanrı Dağında..” Öyle güzel öyle naif işlemiş ki aşkı,sevdayı.
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma