Savaşın cenk meydanlarından ibaret olmadığını benimsediğimiz Aytmatov anlatımıyla içim parçalanarak okuduğumuz kitap.
Tanımadığımız bir köyde, tanımadığımız mütevazi bir yaşam. Tanımadığımız bir acı,tanımadığımız bir kabulleniş, tanımadığımız bir umut.. (Ben bunları tanıyorum diyen işine baksın )
Babannemin düşüncesine inat hep geç geldiğimi düşünürüm dünyaya. Samimiyetsizlikler içerisinde yoğrulmuş hayatlarımızda hangimiz bu denki aidiyet duygusunu tadabildik, hangimiz umudumuzu var edebildik pes demeden?
‘Amentü’ ettik diyerek başlıyoruz riyakarlığa umutsuzluğumuzla,isyanımızla.
Samimiyetsizlik çerçevemizden samimiyetin el uzatıp bir aralık bıraktığı, mutluluğu,huzuru,yoksulluğu,acıyı,kabullenişi içtenliğiyle yazarın okuruna aktardığı kitap…