"Elbette! Her şey burada" diye düşünüyordum, "bu baskıda". Herkes içindeki dünyayı dışarıdaymış gibi,herkese zorla kabul ettirmeye, onu kendisinin gördüğü gibi görmeye zorlamak istiyordu,ona göre,başkaları, bu dünya içinde kendisinin onları gördüğünden başka türlü var olamazlardı.
Ne yazık ki yaşamıma bir biçim vermeyi hiçbir zaman bilemedim; tam anlamıyla benim olan, bana özgü bir durumda olmayı hiçbir zaman dirençle istemedim,gerek bende direnme, başkalarına ve kendime karşı kendimi doğrulana isteği uyandıracak engellerle karşılaşmadığım içib, gerek zihnimin az önce düşündüğü ve duyduğu şeyin az sonra tersini düşünme ve duyma eğiliminden ötürü.
.. dünya içinde dünya: üretilmiş, birleştirilmiş, tasarlanmış, kurulmuş dünya; yapmacık,bozmaca,uyarlama,aldatmaca,beyhude dünya; yalnızca,onu tasarlayan insanoğlu için anlam ve değeri olan dünya.58
Bütün bunların neye dayandığını biliyor musunuz peki? Ben söyleyeyim size. Tanrı'nın sizi her zaman esirgeyeceği varsayımına. Gerçekliğin, sizin için neyse tüm başkaları için de var olması gerektiği ve var olduğu varsayımına.
Ah, Nastenka! Sonuçta hüzünle yalnız kalır insan, tam anlamıyla yalnız ve hatta yazıklanacak bir şey bile olmaz -hiç,tam olarak hiç. Çünkü kaybolup giden her şey, herşey hiçtir,aptalca,yuvarlak sıfır,yalnızca hayaldir!