Ben kendi payıma, Hasankeyf'in, Kasrı Kanco'nun, Hoşap Kalesi'nin, başları poşulu, elleri mavzerli Mezopotamya aşiretlerinin resmen "Avrupalı" sayılacağı günü hasretle bekliyorum.
Alan Patton'un Güney Afrika'daki acıları anlattığı Ağla Sevgili Memleket romanında ilginç bir diyalog vardır.
Barış yanlısı iki siyahi rahip konuşurken biri ötekine, "En büyük korkum şu" der, "bir gün beyazlar bize sevgiyle
yaklaşacaklar ama bizden sadece nefret görecekler."
Doğrusu benim de korkum bu.
Bu "ortak ulusal alan"ı acaba şöyle tanımlayabilir miyiz diye düşünüyorum:
"Misakı milli sınırları içinde, laik demokratik cumhuriyet idealinden sapmayan, hukukun üstünlüğü ilkesine saygı duyan, farklı ama eşit olunabileceğine inanan, insanların
temel hak ve özgürlüklerini savunan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları."