Meryem

Kendi mutluluğunu, başkalarının mutsuzluğu üstüne kur­maya çalışan bir anlayışın üstüne yağıyordu kar.
Reklam
İçim acıdı İstanbul'da kar izlerken aklımdan geçenler
Kar, gece İstanbulu'nu örtüyordu. Ayıplarımızın, günahlarımızın, hırslarımızın, çirkinlikleri­mizin, bencilliklerimizin, acımasızlıklanmızın, aptallıklarımı­zın üstüne bembeyaz bir yorgan çekiyordu. Masum kılıyordu bizi. Temizliyordu. Çarpık çurpuk gecekonduların altına, soğuk toprağa gömül­müş cesetlerin üstüne yağıyordu kar. Cezaevi isyanlarının üstüne yağıyordu. Ruhumuzun çirkinliğini yansıtan kaçak binaları; bir hiza bile tutturamamış, kimi sağa kimi sola bakan, demir filizleri üstünde bırakılmış, kusmuk gibi sıvasız yapılan apak bir te­mizliğe büründürüyordu. Şu talihsiz halkın iç çatışmalarda yitirdiği on binlerce genç ölünün mezarına yağıyordu. O mezarların başında kanlı gözyaşı döken ve bir zamanlar rahminde taşıdığı canın soğuk toprağın bağrında olmasını bir türlü kabul edemeyen anaların ak saçlarını daha da aklaştı­rıyordu.
Sayfa 254·Kitabı okudu
Osmanlı ordusu savaşa gittiğinde geçtiği yollardaki ağaçlardan kopardığı meyve yerine para kesecikleri asardı.
İşkence kavramı, başlı başına bir insan icadı.
Hayatı bir sincap kadar ciddiye alarak yaşamak mümkün değil mi?
Reklam