Sarı Duvarın Ardında, dört öyküyü aynı çatı altında buluşturan; klasik edebi çizgide ilerleyen toplumsal sınırlar ve bireysel özgürlük arayışı etrafında örülmüş güçlü bir seçki. Kitapta yer alan Sarı Duvar Kâğıdı, Sessiz Jüri, Bir New England Rahibesi ve Paul Vakası yalnızca dönemlerinin toplumsal gerçekliğine bakmakla kalmıyor, aynı zamanda insanın iç dünyasına da bir pencere açıyor. Bu yüzden seçkinin bende en çok iz bırakan yanı öykülerin psikolojik alt metinlerindeki derinlik oldu.
Benim için kitabın iki zirve noktası hiç tartışmasız Sarı Duvar Kâğıdı ile Willa Cather’ın Paul Vakası eserleri. Özellikle Paul Vakasına bayıldım; bence gerçekten mükemmel bir hikâye. Paul’ün hayata, güzelliğe, gösterişe ve ait olamadığı dünyaya bakışı öyle incelikli, öyle kırılgan ve aynı zamanda öyle trajik kurulmuş ki öykü bittikten sonra da etkisi kolay kolay dağılmıyor. Willa Cather’ın bir karakterin iç sıkışmasını, yabancılığını ve hayal gücüyle gerçek hayat arasındaki gerilimi bu kadar güçlü verebilmesi bende ciddi bir hayranlık uyandırdı. Bu kitaptan sonra özellikle Cather’ın romanlarını da okumayı planlıyorum.
Charlotte Perkins Gilman için de benzer bir şey söyleyebilirim. Daha önce ne Gilman’dan ne de Willa Cather’dan bir eser okumamış olmak, bu seçkiyi benim için ayrıca heyecan verici kıldı. Sarı Duvar Kâğıdı, bir kadının ruhsal çözülüşünü anlatan sarsıcı bir eser. Döneminin çok ötesinde. Bu bakımdan Gilman’ın kurduğu psikolojik atmosfer gerçekten etkileyici. Öykünün sonuna yazarın bir yazısını da koymuşlar. Onu da çok beğendim.
Diğer iki öykü, yani Sessiz Jüri ile Bir New England Rahibesi, kesinlikle kötü değil; aksine ikisinin de kendine özgü bir gücü ve inceliği var. Ancak bende bıraktıkları etki bakımından, Sarı Duvar Kâğıdı ve Paul Vakası yanında biraz daha sönük