Sonun bir gün gelmesi kaçınılmazdı; merdiven başında geceliğiyle dikilen babası, hiçbir şeyi aydınlatmayan o sözde açıklamalar, onu her an ele veren alelacele uydurulmuş yalanlar, üst kattaki odası ve o korkunç sarı duvar kâğıdı, üzerinde yağlı, pelüş bir yaka kutusu duran gıcırdayan komodin, boyalı ahşap yatağının üzerinde asılı George Washington ile John Calvin resimleri ve annesinin kırmızı yünle işlediği, çerçeveli “Kuzularımı besle” kanaviçesi… Hepsi onu bekliyordu.