Bu alıntı toplumumuzdaki genel olarak anne babayı özetler nitelikte.
Anne babanın eğitimdeki yönlendirmesi değil çocuğunu takip edişi olarak yorumluyorum kendimce işte çocuk ne kadar özgür sanırım burada başlıyor.
''Bence, bizim ana babalarımız umursamaz bir tavır içinde değillerdi; aktif bir biçimde bizim ezik ve çekingen olmamızı sağlayıncaya kadar bizimle uğraştılar.
Onların bu çabaları sonucu ruhumuz kırılıp, süklüm püklüm hale gelince, onlar da ana babalık görevlerini yaptıklarını düşünerek içleri rahat etti.''
BİTMEMİŞ İŞLER BÖLÜMÜNÜN 5. Sayfası başlayınca bu bölümün insan genel anlamda nasıl Savaşçı olur bu bölüm ne saçma dedim ta ki okumaya başlayana kadar. Fakat konu birde şu ki Arif Öğretmen ve Doğan CÜCELOĞLU ile birbirlerine iyi bir şekilde eşlik ediyorlar. Arif öğretmen öğrencilerini anlatıyor. Buda şu demek benzer psikolojiyi ikisi de çocukluklarında yaşamışlar.
Don Juan, Carlos'a bunu açık seçik söyler: 'Her melankoli nöbetinin altında kendini önemseme yatar. Savaşçı da hüzün duyar, ama o hüznüyle alay edebilecek ve gülüp geçecek güce erişmiştir.
''Heidegger, bilincin önemini kabul eder. Kişinin fenomolojisinin önemini kabul eder. Ama, bu soyut farkında oluşun kendi başına bir etki yapamayacağını düşünür.''
''Kişi bu bilinci alıp eylem içinde yaşamını süreçlediği zaman, bir varoluş gerçekleştirir.''