"Sermet! dedi, biliyor musun dünyada en büyük hıyânet hangisidir? Birisi sana bütün rûhu ile inanır ve teslim olursa; fakat sen kendini bütün vermediğin hâlde ona ayniyle mukabele eder gibi görünürsen en büyük hıyânettir. İki insan arasında kale duvarları ya vardır ya yoktur. Bakarsın ki, karşısındaki kendi kalesini yıkıyor, hudutları siliyor ve sana tâ kendi can evine kadar bir yol açıyor; o zaman sen de istihkâmını devirmelisin. Ve illâ karşındakine demelisin ki:
Dur, ne yapıyorsun, siperinden çıkma!"
"Kelimeler, daha doğrusu kelimesizlik, kavramları etkiledi. Birçok kavramın, hâlin, duygunun karşılığında kelime bulamadıkları için, bütün o kavramlar, hâller, duygular hayatımızdan çekildi. Var mı vefanın Dil Kurumu'nca bir karşılığı? Belki uydurmuşlardır bir şey, lâkin tutmamış ki, bilemiyoruz... Ve kızım, böylece birçok anlam, günlük hayatımızdan, daha da mühimi, şuurumuzdan çekilip alınıyor. Bak dikkat et, yoksullaşan yalnız lisanımız değil, bizzat insanlığımız."