"Ölsem ben, diye düşündü. Arkamda bir iz bırakmadan göçüp gitsem. Atalarıma katılsam. Uykuya varsam... Yetti artık. Tak etti canıma bu dizlerimdeki sancı. İçimdeki bulantı. Kulaklarımdaki dinmek bilmez uğultu. Artık ışığı görmeyecek olanların yanına varsam. Ve biraz dinlensem. Huzur bulsam. Ne olur. Sessizce kaybolsam ortadan."
"Bu aman vermez bozkır sıcağı buradaki her şey gibi beni de canımdan bezdirmişti. Bunalmıştım. Pelteye dönmüştüm. Kolumu kaldıracak hâlim yoktu. Kaçacak, sığınacak bir yer arıyordum. Serin bir köşe, biraz olsun canlanabileceğim, esip geçebileceğim bir koridor, şöyle eteklerimi sere serpe savurabileceğim derin bir kanyon, bir uçtan bir uca süzülebileceğim kuru bir dere yatağı... Yok, yok, yoktu... Sıcak, sıcak, sıcaktı... Bir bozkır yeli olarak kendime bile hayrım yoktu."