Tolga Mehmet Güngör

Tolga Mehmet Güngör
@Tolirgaem
Ben Renk
Siyah ile bayaz'ın aşkı diğer renklere göre ebedi üstündür. Hayat buna benzer çizgide devam eder durur aslında, yani herkesin bir rengi vardır hayatta. Kimi çok karamsardır siyahı simgeler , kimi de hep olumlu bakar bayazla dosttur. Kimi çok şanslıdır bir gün siyaha güler, kimiyse şansın hep başkalarına verildiğini dayatır beyazı kahreder. Birinin beyazı diğerinin karasıydı aslında yaşadığı ve bir şeylere sahip olacaksan, renklere olacaksın. Haydi söyle senin rengin hangisi ?
İnsan ve Duygular
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hamal
Yürüyorum, bacaklarımda ki derman tükenene kadar. Oysa kimsenin görmediği o hamaldım ben... Sırtım da taşıdığım iki parça kutuya aldanma sakın, İçinde belki de, bir sen yoksundur. Sırtlarım ne varsa, bana arda kalan kırgınlıkları, dertleri, tasaları, gam dı, keder di ne ararsan var haybemde üstadım... Beni gören, bacaklarımda kollarımda sanır gücümü, halbuki kimse bilmez yüreğimde olduğunu. Bakma öyle eğildiğime, Bakma onca ağırlığa, Bakma bunca yorgunluğuma. Hala ayaktayım ben düşmedim merak etme. Ne heybemde ki yük biter, Ne de kalbim de ki sen...
1000k
Şarkılara benziyordu sanki aşk;  bazen alabildiğine coşkulu idi, bazen bir kaplumbağa, bazen de  ağır ağır ağaçdan düşen bir yaprak misali... Aşk, her bedene girebilir kimi zaman mutlu eder kalır, kimi zamanda mutlu olup kalabilirdi ama her bedenin birbirinden farklı notaları vardı. illaki müzisyen mi olmak gerekiyordu bu melodileri çıkarabilmek için ? Her bedenin notasını çözen insan olmak mıydı derdimiz yoksa tek bir bedenin notasını ömür boyu mırıldanabilmek miydi aşk ? Yitip giden ne varsa bunlara dahil kazanmak zor aslında. Çünkü insanın umutları bir kez suya düşmez bu hayatta, hep tek seferlik olmasını diler her defasında o acının ama her yeni umut olarak baktığın aşkın zamanla büyük yaralara sebep olur .  T.M.G.
Aşk
Mum Gibi
Bir şiir'e başladığında sonundaki kafiyeler gibiydi yanan mum alevinin salınışı... Bir ambians içinde Yakar bakakalırsın, kimi kurduğu düşe kapılır kaybolur, kimiyse kapıldığı düşten kovulur yok olur. Sonra düşünürsün onu yakan el olmak mı istersin yoksa yanacağını bile mum olmak mı ?
Hayat
Anlamlandırmak
Böyle kocaman bir boşluğa bakıp gerçeği ararken kayboluşun kıyısındaymışız. Doğaya haykırıyorum neden bu kadar güzelsin diye... Kirlettiğiniz ağaçlara kusur buluyorum neden kök salıyorsun diye? Dalgaları, rüzgarı sorgular mı insan, görünmez duvarlarıyla inşaa ettiğimiz bu kumdan kelepçeli hapishanede. Hakediyor muyduk bunca bahşedileni? Onlarca yanlışı düşündükçe kendi doğrularıyla çatışmaktan yorulmuş gibiydi zihinler. Sebep yok, Sonuç her zaman ki gibi çok...
1000Kitap