Konstantin Levin ağabeyini son derece zeki , bilgili , sözün en yüce anlamıyla soylu , toplumun mutluluğu için çalışmış, yetenekli bir insan görüyordu. Ama yaşlandıkça, ağabeyini yakından tanıdıkça , ruhunun derinliklerinde, toplumun mutluluğu için çalışma yeteneğinin aslında belki de bir erdem değil de bir şeyin eksikliği olduğunu daha sık düşünmeye başlamıştı. Dürüst, güzel , soylu ülkülerin , zevklerin noksanlığı değildi bu. Yaşama gücünün eksikliğiydi. Kalp dediğimiz , atılım dediğimiz insan önünde acılan sayısız yollardan birini seçmeye, yalnız onu istemeye zorlayan şeyin eksikliği ...Levin ağabeyini tanıdıkça Sergey İvanoviç ' in de , toplumun mutluluğu için çalışan daha birçoklarının da toplumun mutluluğuna yürekten bağlı olmadıkları , bu uğurda çalışmanın iyi bir şey olduğunu mantık yoluyla bulup onun için çalıştıklarını görüyordu.