Kitabı okurken " Foma Fomiç" karakteri bana Müge Anlı' da Palu davasındaki enişteyi hatırlattı. O kadar psikopat olmasa da , Foma da insanları bilerek aşağılayıp kendisinin fikrinin sorulmasına muhtaç bırakıp, onların zaaflarından yararlanıp kendince bir imparatorluk kuruyor ve etrafındaki herkesi " bilgili ve yüce " görünerek hipnotize ediyor. Ayrıca Dostoyevski' nin Voltaire ve Gogol ile de minik hesaplaşmasına diğer karakterler üzerinden şahit oluyoruz. " Yazı yazan biri neden Voltaire ' e benzetiliyor. ? Yazdığı şeyin anlamsız olmasının bir önemi yok mu ? Aslında Foma ' nın da yazar geçinip, odasında sürekli edebiyatla ugrasmasina şahit oluyoruz. Ancak romanın sonunda , Foma ölünce odasından kayda değer hiçbir eser çıkarılamıyor. Foma ' nın bilim insanlarının küçümsemesi de aslında Dostoyevski' nin kendi düşüncelerine nokta atışı yapıyor , zira bilim insanları değil tatlı dille ve edebiyatla insanları etkileyebilen cahiller daha güçlü değil midir ?