Kalın gövdeli sazlar bir nehri kıyısındaki çamurlu hattan nasıl ayırıyorsa duyguları, duyuları ve anıları da bir insanı diğerlerinden öyle ayırıyor ve farklı kılıyordu.
Artık kafesini kendi içinde taşıyordu. Beynini zincire vurmuş ve kaslarını kendi iradesiyle felç etmişti. Onu uyuşuk kaderine razı hemcinslerinden ayıran özgür ruhu kuru bir yonca yaprağından rüzgârla yayılan hoş bir koku gibi savrulup gitti uzaklara.