Çünkü kapıdan geçtiğim üç sefer de Garbos beni yanına çağırıp suratıma tokadı basmıştı. Kötü bir ruhun bu kapıdan geçerken yoluma çıkıp Garbosu bana karşı doldurduğunu düşündüm. Bu yüzden kapıdan geçmek yerine tahta çitin üstünden atlayarak kötü ruhlardan sakınmaya karar verdim.
Ne pazar ayinlerinin ne de mihrabın önünde dikilen papazın Ne işe yaradığını da anlamış değildim. Bunların hepsi bana Olganın büyücülüğünün daha gösterişli, daha incelikli ve özenli hazırlanmışı gibi geliyordu. İşin derinine inip kavramak ise aynı derecede zordu.
Bu kutsal su kafamı acayip karıştırıyordu. Bildiğimiz sudan hiçbir farkı yok gibiydi. Ne rengi ne kokusu vardı ve hatta at kemiği tozu bile bundan daha etkiliydi. Yine de sihirli gücünün bilip bilinen bütün faydalı bitkilerden, sihirli sözlerden ve karışımlardan daha fazla olduğuna inanılıyordu.