Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/CyTkOCVNqrQ
Bir gün dünyayı değiştirecek bir bilgi birikimine sahip olsaydınız ve sırf bu yüzden cezanız ölüm olsaydı, yine de fikirlerinizi savunmaya devam eder miydiniz?
Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak her yaşa uygun ve sorgulamanızı sağlayacak harika kitaplar önerdim. O yüzden yeni kitap önerileri alabilmek için yorumlara bakabilirsiniz.
Tarih, sorgulayan insanların atıldığı dipsiz bir çukur gibi geliyor bana. Devletler hoşlarına gitmeyecek şeyler söyleyen insanları hep bu çukura atıyor. Kimisi genç yaşta tutkusundan koparılıyor kimisi de bir fırsatını bulup tarihi baştan yazıyor. Peki, bu çukurda kimler var?
Matematikle uğraşıp sorguladığı için öldürülen kadınlardan Hypatia. Dünya'nın Güneş etrafında döndüğünü söyleyip de Kilise tarafından yargılanan ve ev hapsine mahkum edilen Galileo. Evrendeki farklı dünyaların ihtimallerini açıklayan ve yakılarak öldürülen Giordano Bruno. "Meleklerin bacaklarını gözlemliyor ve uğursuzluk getiriyor" diye suçlanıp rasathanesi yıktırılan Takiyüddin... İşte bu bilim insanlarının yaşadıklarıyla Sokrates'in yaşadıkları birebir aynı.
Elbette bütün bunların yanı sıra Sokrates'in en büyük derdi "cahil çoğunluk"tu. Onu mahkum ettiren de, öldüren de, toplumu yozlaştıran da bu cahil çoğunluğun ta kendisiydi. Gururuyla ölmek, gurursuzca yaşamaktan çok daha değerliydi onun için:
"Uzmanların gerçek bilgiye dayanarak vereceği ölüm kararını, cahil çoğunluğun hayatta kalmayı öneren kararına yeğleyeceğini belirtir." (s. 17)
Bu kitapta, daha doğrusu bu başkaldırıda beni en çok etkileyen şey, Sokrates'in ölse de İlyada destanındaki kahramanların bulunduğu yere gideceğini söylemesi oldu. Düşünsenize, bir