Diziler pek aratmayan bir roman, her ne kadar son bölümde bu kitabı Pirayeyle kıyaslamamak gerekir dediyse de yazar, Piraye’nin bıraktığı etkiden olsa gerek kıyaslama yapmadan edemiyor insan. Yazar diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da başrolde iyi bir üniversitede okuyan varlıklı bir aile çocuğu olan genç bir kıza yer vermiş. Piraye kitabında aşkı için kariyerini hiçe sayıp idealistliğinden vazgeçen Piraye, bu kitabındaysa aşkından vazgeçip sımsıkı bağlanan Aslı... Her iki kitabın benzer bir özelliği de babaların sağlık sorunları ve İstanbul’a kesin dönüş… Ayrıca Diyarbakırlı bir aşiret çocuğu Haşim ağa da olsa ya da Bursalı zengin bir işadamının çocuğu Muratta olsa zihniyetlerin aynı olduğu sürece değişen hiçbir şeyin olmadığını bu kitapta rahatlıkla görebiliyoruz.
Yazar Piraye’de Diyarbakır’ı tanıttığı gibi bu kitabında da Bursa ve Amerika’yı tanıtmayı ihmal etmemiş, maalesef Amerika’yı tanıttığı bölümler bayağı sıkıcı geliyor.
Romanın en can alıcı tarafıysa kitabın son bölümünde yer alan bir adın kalmalı şiiridir. O kadar iyi bağlamış ki sonuca, etkilenmemek elde değil.