Yüreğinde yılların sızısı, gözlerinde hasretin gölgesi vardı. Her dağın ardında bir umut aramış, her yokuşta sevdanın izini sürmüştü. Kalbindeki yangını bastıramayan âşık, kelimelere dökemediği acısını dağlara yazmıştı. Rüzgâr onun türküsünü taşıdı, yankısı taşlara çarpıp geri döndü. Gidenin ardından söylenen her mısra, dağların sessizliğinde bir feryat gibi yükseldi. Sevda, artık bir hatıra değil; dağların dili, rüzgârın sesi olmuştu.