Zannederim ki, dünyada gençlerin en büyük hakkı istedikleriyle evlenmeleridir. Gözlerin seçme hakkına, zevkin münasip görme hürriyetine, ruhun tabii anlaşmasına karışmak en büyük zulüm değil midir?
Gökyüzünde seher vaktinin renkleri, yeryüzünde altın renkli bir sabah, çiçeklerden bir cümle, kuşların ahengiyle alkışlanan ilk aşk öpücüğü, ebedi olmaya layık değil midir?