“Ölümden sonra, Zaman bedenden çekilir ve kayıtsız, soluk hatıralar, artık var olmayan kadındandan silinir; hâlâ işkence çektirdikleri erkekten de, canlı bir bedene duyulan arzuyla beslenemeyince, bir süre sonra mecburen uzaklaşıp giderler.”
“Ama eserim bile artık bir baş belası olmuştu. Onunla ilgili olarak, iğnelerle hacamat şişeleri arasında durmadan oğluna bakmanın yorgunluğuna katlanmak zorunda olan, ölüm döşeğindeki bir anneye benziyordum. O anne belki hâlâ oğlunu sever, ama bunu ancak onunla ilgilenmenin yorucu mecburiyeti aracılığıyla algılar.”