Tek bir kelime etmedi, fakat aşkla dolan Elwë, yanına gidip elini tuttu Melian'ın, tam o anda bir büyü yayıldı bedenine ve tepelerinde dönüp duran yıldızlara bakılırsa yıllar boyunca oracıkta öylece durdular ve onların ağızlarından tek bir kelime çıkana kadar Nan Elmoth'un ağaçları uzayıp karardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Derler ki Varda tam da uzun upuzun süren işinin sonuna ulaştığında, Menalmacar'ın göğe yükseldiği ve Helluin'in mavi ateşi dünyanın hudutlarının üzerindeki sislerin içinde titreştiği sırada, işte tam o saatte, yeryüzünün Çocukları uyandılar, yani Ilúvatar'ın İlkdoğanları.
Ah ama aslında, Ilúvatar'ın Çocuklarına bahşetmeye yeminler ettiği armağanların hasetiyle yanarak kul köle etmekti arzusu Elfleri ve İnsanları kendine ve dileğiydi biricik, Efendi diye seslenilsin kendisine ve hükmetsin her birinin benliğine.
Son sayfayı çevirince dedim ki "Hayır bitemez!" Romanın tadı olur mu? Ben resmen hissettim, çok lezzetli bir kitaptı. Adeta tadı damağımda kaldı. Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan ilk kez bir eser okudum. Fakat bu son olmayacak, zira kalemine hayran kaldım. Yazarın yalnız edebiyatta değil, sanat ve bilimde de bilgili biri olduğunu anlıyorsunuz sayfaları çevirdikçe.
1910 yılında dünyamız atmosferinden 'Halley Kuyrukluyıldızı' geçiyor. Yazar yaşanan bu olayı fırsata çevirip eserini kaleme alıyor. Romanda Osmanlı’nın mahalle insanları arasında geçen diyalogları ile eserimizin başrolü olan İrfan Galip'in başından geçen olaylar var. İrfan bilgili, kültürlü olmakla birlikte yazılar kaleme alıp gazetelere gönderen bir beyefendi. Kuyrukluyıldızı da yakından takip ediyor. Yalnız İrfan kadınlar konusunda biraz şanssız olduğundan onlara karşı önyargılı ve sert bir köşe yazısı yazıyor. Hırsını alamayarak mahalle kadınlarını toplayıp Halley Kuyrukluyıldız hakkında konferans veriyor. Amacı da kadınların anlattıklarından hiçbir şey anlamayacaklarından emin olmak. Asıl hikâye buradan sonra cereyan ediyor. Çalıştığı yazıhaneye çarşaflı, yüzü kapalı bir kadın gelerek kendisine bir mektup uzatıp ortadan kayboluyor. Mektubu okuduktan sonra gelenin aracı olduğunu anlayan İrfan, adını sanını bilmediği mektubu yazan bu kıza daha ilk demden gönlünü kaptırıyor. Bir izdivaç hayaliyle yanıp tutuşan İrfan, ona karşı hissettiği duyguları bir an düşünmeden kaleme alıyor. Diğer gün mektubu gelen aracıya teslim ediyor. Bir yandan da acaba bana birileri oyun mu çeviriyor diye düşünmekte. Acaba oyun mu? Yoksa gerçek mi? Bakalım bu adı sanı belli olmayan bu kızdan saf hislerine karşı cevap gelecek mi? Cevapları okuyunca öğreneceksiniz nasıl olsa... İyi okumalar.