"İşte biz kadınlar böyleyizdir. Tam olarak ne istediğimizi asla söylemeyiz, ama istediğimiz olmazsa da etrafı kasıp kavurma hakkını elimizde tutarız." Ürkünç, değil mi?
Daha uzaktan onu tanıyorum. Bir elinde oltası, kucağında kitabıyla ırmağın kenarına koyduğu açılır kapanır iskemlesinde oturuyor.
"Ne yapıyorsunuz efendim?"
"Balık tutuyorum."
"Bir şeyler tutacağınızı sanmıyorsunuz, değil mi?"
"Hayır."
"O zaman bunca zahmet niye?"
Iç geçirip 'ah-çekirge-öğrenmen-gereken-ne-çok-şey-var' sesini takınıyor.
"Balıkçılık her zaman balık tutmak anlamına gelmez Alis- ha. Hattâ balık tutma umudu bile değildir. O dayanıklılıktır, sabırdır ve en önemlisi..." Yerden bir kutu kaldırarak sözünü tamamlıyor: "Bira içmedir."