Çünkü o, akli yargıların yanlış olduğu sonucunu veren şeyin, aklın kendisinden değil daha öte bir yargı gücünden kaynaklandığına kesin olarak inanmaktadır. Gazzali'nin, sözünü ettiği bu öte yargı gücünü, tecelli kavramına dayanarak temellendirmeğe çalışması, onun tasavvuf araştırmalarıyla nereye varmak istediğinin de cevabını vermektedir.
Kıyas nasıl anlaşılırsa anlaşılsın, aslında usul-ü fıkıhta çıkarılan hükümler, şerî olması isteniliyorsa, nassta belirlenen kaplamı aşamazdı. Bundan dolayı, fıkıhta akıl yürütmeyle çıkarılan hükümler, Kant' ın tabiriyle analitik yargılar çerçevesinde ifade edilebilir.
Bir hükmün zahirinden, onun batınına, ancak ifadedeki delaletlerle varılabilir. Hükmün batınında, delaletlerin imkan vermediği bir derinliğe varılamaz. Kıyasta asıl rolü oynayan illettir. İllet, bir dini hükmün konulmasına sebep olan şeydir. Böylece nassta belirtilmese de, hükmün illetini taşıyan yahut bu illete benzeyen bir şey hakkında aynı hüküm uygulanır. İllet ise, ya şeylerin içerisinde bulunduğu cinstir, bu birinci şekil fıkhi kıyasın; yahut da bu şeylerin, kıstas olarak kabul edilen başka bir şeyle bağıntılı olmalarıdır, buysa ikinci şekil fıkhi kıyasın ilkesidir.