Yusuf

Yusuf
@TriSolaris
O akşam odasına döndüğünde aynaya bakıp, kimsin sen Martin Eden diye sordu kendine. Kimsin sen? Nesin? Nereye aitsin? İşin aslı, sen Lizzie Connolly gibi kızlara aitsin. Çalışanlar ordusuna, tüm o aşağı, kaba, çirkin insanlara aitsin. Sığırlara ve ağır işçilere, kötü kokular içindeki pis muhitlere aitsin. İşte bayatlamış sebzeler. Patatesler çürüyor. Onları kokla lanet olası, kokla onları. Ama sen kalkmış kitap okumaya, güzel müzik dinlemeye, güzel resimlerden hoşlanmayı öğrenmeye, kibar İngilizce konuşmaya, senin gibilerin hiçbirinin aklına gelmeyen şeyler düşünmeye, sığırlardan ve Lizzie Connolly’lerden kendini koparmaya ve senden bir milyon kilometre uzakta duran, yıldızlarda yaşayan solgun ruhlu bir kızı sevmeye cüret ediyorsun! Kimsin sen? Nesin sen? Lanetler olsun sana! Bakalım işlerini iyi edebilecek misin?
Sayfa 122 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Onu izlerken ben de bütün benliğimde ve bizzat kaslarımda daldan dala atlama arzusunun verdiği heyecanı kabardığını hissediyor; bir yandan da kendi varlığımdan, kaslarımda henüz gelişmemiş haliyle de olsa bu kuvvetin bulunduğunun güvencesini duymuş oluyordum. Hep böyle olmaz mı? Babasının baltasını sallayıp ağacı nasıl devirdiğini izleyen küçük çocuk, bir gün kendisinin de eline baltayı alıp ağacı böyle yere indireceğini hisseder. İşte benimki de aynı şey. Babamın yaptıklarının benim de yapmamı sağlayacak şekilde oluşmuş olan içimdeki can, ağaçların üzerindeki yolları ve ormandaki kaçış noktalarını büyük bir hevesle gizlice kulağıma fısıldıyordu.
Sayfa 20 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Sevgili Einstein
1936 yılında, bir 6. sınıf öğrencisinin sorduğu; “Bilim adamları dua eder mi?” sorusuna cevaben aşağıdaki mektubu göndermiştir: “Bilim adamları, tüm olayların doğa kanunlarına bağlı olduğuna inanır. Dolayısıyla bir bilim adamı, olayların akışının dua, yani, doğaüstü bir şekilde ortaya konan bir arzu sonucu değişeceğine inanmaya eğilimli olmaz. Bununla birlikte, itiraf etmemiz gerekir ki bu güçlere dair bilgimiz eksik, böylece en üst düzeyde nihai bir ruhun varlığına inanmak kişinin kendi inancına kalıyor. Böyle bir inanç da bilimdeki güncel gelişmelere rağmen oldukça yaygın. Ama aynı zamanda, bilimin ciddi olarak peşindeki herkes, evrenin yasalarında apaçık bir biçimde insandan çok daha yüce bir ruhun olduğuna ikna olmuş durumda. Bu şekilde, bilimle ilgili olmak da, daha naif birinin dindarlığından farklı olarak bir tür dini inanç gibi görülebilir. İçten Selamlarımla, A. Einstein”
Sayfa 104 - Affectum Libris·Kitabı okudu