Sen herşeyi süpürebilirsin sonbaharı süpüremezsin,
Yalnızsa, sürekli bir sonbaharı süpürür hep…
Düşünemezsin.
Yanar sobasında yalnız’ın üşüyen bakışları.
Lambasında karanlığa dönük bir ışık titrer sönük-sönük.
Penceresi dışına kapanmıştır, kapısı içine örtük.
Yalnız, bin yıl yaşar kendini bir an’da.
Yalnız’ın nesi var, nesi yoksa tümü birdenbire’dir.
Yalnız, bir ordudur kendi çölünde..
Sonsuz savaşlarında hep yener, kendi ordusunu.
Yalnız’ın sakladığı bir şey vardır
Boyuna yerini değiştirir, boyuna onu arar… Biri bulsa diye.
Yalnız, hem bilgesi, hem delisidir kendi dünyasının.
Ayrıca hem efendisi, hem kölesidir kendisinin.
Tadını çıkaramaz görece’siz dünyasında hiçbirisinin.
Yalnız, sürekli dinleyendir söylenmemiş bir sözü.
Sözünde durması yalnız’ın yalancılığıdır kendisine..
Hep yüzüne vurur utancı. O yüzden gözlerini kaçırır gözlerinden.
Yalnız’ın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna.
Yalnız, hep uyanır ikinci uykusuna.