“Her insan, ne kadar müspet yaradılışta olursa olsun ölümünden sonra tekrar dirilmeyi düşünür, özler. Bu hayat dediğimiz mihnetler silsilesinin çok ileri zamana, müpheme atılmış bir mükâfatı gibidir. En müsait ve daima kazanacak kâğıtlarla oynanan bir oyun gibi, yeniden, âdeta baştan aşağı beğenmemek, inkâr etmek, değiştiğinden dolayı sevinmek için kalmışa benzeyen küçük bir mazi şuurundan başka her şeyi, her tarafı değişmek, güzelleşmek şartıyla tekrar yaşamağa başlamak insanlığın elbette vazgeçemeyeceği bir hülyadır.”
“Fazla teferruata girmeden şurasını da işaret edeyim ki, saat kadar derin şekilde olmasa bile bu benimseme ve uyma keyfiyeti bütün eşyamızda vardır. Eski şapkalarımız, ayakkabılarımız, elbiselerimiz gün geçtikçe bizden bir parça olmazlar mı? Onları sık sık değiştirmek isteyişimiz de bu yüzden değil midir? Yeni bir elbise giyen adam az çok benliğinin dışına çıkmışa benzer: Kendinden uzaklaşmak, ona bir değişikliğin arasından bakmak ihtiyacı, yahut “Ben artık bir başkasıyım!” diyebilmek saadeti.”
Sırlarınızı sakladığınız ve bilgiyi bastırdığınız sürece, özünde kendinizle savaşa halindesinizdir. Ana duyguları saklamak, çok fazla enerji tüketir, değerli bilgilerin peşinde koşma motivasyonunuzu azaltır ; sizi can sıkkınlığı ve içine kapanıklıkla başbaşa bırakır. Bu sırada, stres hormonları bedeninize akmayı sürdürür , baş ağrısı, kas ağrısı, bağırsak problemleri ya da cinsel problemlere neden olur ve akılcı olmayan davranışlar sizi utandırır ve etrafınızdaki insanları incitebilir. Bu tepkilerin kaynağını belirledikten sonra, duygularınızı, sizin hemen dikkatinizi yöneltmeniz gereken problemlerin sinyalleri olarak görebilirsiniz.