Tuana Akçay

Tuana Akçay
@TuanaAkcay
"Tepeye tırmandığımı zannederken özünde bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken aynı anda yaşam da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altından çekilip gidiyordu. Madem öyle, ölmeye hazır ol!"
Sayfa 71·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir zamanlar çok güzel bulduğu anların hiçbiri artık öyle gelmiyordu. Çocukluğuna dair ilk anıları dışında hiçbiri. Çocukluğunda, şu anda yeniden yaşayacak olsa yine güzel bulacağı gerçekten hoş şeyler vardı. Ancak o hoşluğu yaşamış adam artık yoktu: Bütün bunlar bir başkasının anılarıydı sanki.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Umarsızlığına, korkunç yalnızlığına, insanların acımasızlığına, Tanrı'nın acımasızlığına, Tanrı'nın yokluğuna ağlıyordu. "Neden bütün bunları yaptın? Neden beni bu duruma getirdin? Neden, neden bana bu korkunç acıları çektiriyorsun?" Yanıt beklediği falan yoktu elbette; sorularının yanıtının olmamasına, olamayacağına ağlıyordu. Ağrısı yine şiddetlendi ancak İvan İlyiç kıpırdamadı bile, kimseyi de çağırmadı. Kendi kendine sürekli "Hadi bir kez daha vur bakalım! Ancak neden? Ne yaptım sana ben? Neden vuruyorsun?" diye yineliyordu.
Sayfa 70·Kitabı okudu
İvan İlyiç'e en ağır gelen şeylerden biri de hiç kimsenin ona onun istediği gibi acımamasıydı. İvan İlyiç bazen, özellikle de uzun acı dönemlerinin ardından, bunu itiraf etmek ne kadar utanç verici de olsa, kendine hasta bir çocuğa acınır gibi acınmasını istiyordu. Tıpkı çocukları okşayıp avutur gibi onu da öpsünler, sevip okşasınlar, baş ucunda gözyaşı döksünler istiyordu.
Sayfa 57·Kitabı okudu