“Kadem,” diye fısıldadım içim acırcasına. "Menekşeler kokmaz.”
Şiddetle karşı çıkarak, “Hayır!” dedi. “Menekşelerin kokusu var, saçların gibi kokuyor."
Islak gözlerle başımı iki yana salladım. "Hayır, kokmuyorlar.” Bugün
yaşadıklarımdan sonra menekşelerin kokmadığını anlamıştım. “Bizim menekşe çiçeğinden aldığımız kokunun adı aslında umuttu.
Efil," dedi küskün bir sesle. Başını geriye çekip ağlamaklı bir ifadeyle, "Saçların artık menekşe kokmuyor deyince gözyaşlarım birbiri ardına aktı.