Zeynep el-Gazali el-Cebîlî, ömrünü dava şuuru ile yaşayabilmek adına mücadele etmiş; bu yol uğruna kanını akıtmış, canı pahasına da olsa davasından asla vazgeçmemiş bir davetçi, bir mücahide kadındır. İslam davasını kendine dert edinmiş; ne zorluklar ne de ağır şartlar onu bu yoldan geri döndürebilmiştir. “Allah ne güzel vekildir, O bize yeter” diyerek yalnızca Allah’a güvenmiş ve tam bir teslimiyetle O’na sığınmıştır.
Davası uğruna zindanda çektiği işkenceleri, Müslüman kardeşlerine ibret olsun diye kaleme almıştır. Zeynep Gazali’nin zindanda davası uğruna yaşadıklarını okudukça yüreğim dayanmadı, içim parça parça oldu. Çektiği işkenceler ve maruz kaldığı zulüm insanı dehşete düşürüyor. Bir kadının asla maruz kalmaması gereken zulümlere uğramıştı.
Kırbaçlarla dövülmüş, aç köpeklerin üzerine salındığı anlar olmuş, içi fare dolu karanlık odalara kapatılmış, falakaya yatırılmış, günlerce su dolu zindanlarda tutulmuş; tekme tokat dövülmüş ve saymakla bitmeyecek nice işkenceye maruz bırakılmıştır. Ama bütün bunlara rağmen davasından bir an olsun geri adım atmamıştır.
Mücahide annemiz, bu kadar zulüm ve işkence karşısında İslam davası için direnmiş; yılmamış, yıkılmamış, teslim olmamıştır. Onun duruşu bana şunu gösterdi: Zulüm ne kadar güçlü görünürse görünsün, hakikat ondan daha güçlüdür. Zindanlar, zincirler ve işkenceler geçicidir; fakat iman kalpte kök salmışsa, onu hiçbir güç söküp atamaz.Son olarak şunu söylemek istiyorum...
Yüreğin kaldıramayacağı bir kitapti; çoğu yerlerde arttık yeter bitsin bu zulüm bitsin bu işkence demişimdir.İslam davasının nasıl elden bırakılmayacağı ve zalimlere karşı nasıl bir yol alacağımızı anlatan bir kitap.