'Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.'
Bir evin mucizesi sizi barındırması ya da ısıtması ya da dört duvarla çevrili olması değildir ki. İçimize o huzur erzakını Yavaş yavaş istiflemiş olmasıdır.
Etrafımızda herşey çok çabuk değişti : insan ilişkileri , çalışma koşulları , alışkanlıklar , psikolojimiz bile en mahrem temellerinden sarsıldı. Ayrılık , yokluk , mesafe , geri dönüş , tüm bu sözcükler varlıklarını korusalar da aynı gerçekleri içermez oldular artık.Bugün dünyayı kavramak için dünün dünyası için geliştirilmiş bir dil kullanıyoruz.