bu kişiliksiz dünyada, kişiliği olan biri var şimdi karşında. ben bir zerreyim olsa olsa. ama nereden gelirsem geleyim, nereye gidersem gideyim; ben bu yeryüzünde yaşadıkça, içimdeki kral kişiliği de yaşayacak ve krallık yetkilerini isteyecek.
ben nice kıpkırmızı korların karşısında oturdum; acıyla kıvrım kıvrım kıvranan dipdiri alevler gördüm. sonunda baktım, ateş söndükçe söndü, sessiz bir avuç kül oldu. ey okyanusların ihtiyarı. snin bu alev alev yanan canından ne kalacak sonunda, bir avuç kül değil mi?
.. ara sıra olur böyle şeyler: bahtı açık olanlar, yanınızdan geçerken, onların bol rüzgârından, sizin düşük yelkenlerinize biraz olsun pay çıkar; içinizde sevinç yelleri esiverir bir ara.
bir daha yola çıkmamak üzere demir atacağımız son liman nerede? nerede en bezginlerin bile bezmeyeceği dünya? hangi mutlu gök katlarında? sokakta bulunan çocuğun babası nerede saklı? nikâhsızken ana olmuş, doğururken ölmüş kızların bıraktığı yetimlere benziyor ruhlarımız. babalarımızın kim olduğunu, bir sır olarak mezara götürdü analarımız. ölmeden varamayacağız bu sırra.