Önce, tabaklardaki yemeklerden bir usanma başladı. Sonra, sözlerde bir gevşeme, bir isteksizlik görüldü. Birlikte olmanın getirdiği heyecan eskidi. Söylenen sözler düşünüldükçe beğenilmemeye başladı. Bu nedenle yeni sözler için cesaret tükendi.
''Beklenmedik hiçbir şey olmaz. Hiçbir zaman beklenmedik bir olayla karşılaşmaz insan.'' Olaylara rastlamamak için sen yolunu değiştirdin. Karşı kaldırıma geçtin.
Kimsenin bilmediği bir parça: Tarifi güç, gene de varlığını çok iyi bildiği 'şey'. Bütün Turgut'u hiçbir zaman teslim etmemişti. Hiçbir zaman. Onu kendine saklamıştı. Değerini yalnız Turgut'un bildiği 'şey'. Başkaları da birçok şeyler saklarlar insanlardan: gene de bir şey kalmaz kendilerine. Bu 'şey' öyle değildi. Anlatılsaydı değeri kalmazdı. Bu nedenle anlatılamazdı.