“Ancak bu küçük sorunu çözerken, sevgili dostum, dünyadaki karışıklıklara yol açan şeyin, kurnazlık ve kötü niyetten öte, belki de yanlış anlamalar ve atalet olduğunu bir kez daha saptadım. En azından ilk ikisine daha az rastlanıyor.”
“Her zaman güzel öten kuğular, ölümlerinin yaklaştığını hissettiklerinde, belki de hizmetinde bulundukları tanrının yanına gideceklerine sevindiklerinden, daha çok ve daha güzel ötmeye başlarlar. Ama insanlar ölümden korktukları için kuğulara iftira atarak, üzüntülerinden öttüklerini, yaklaşan ölümleri için ağıt yaktıklarını söylerler. Oysa genel inanışa göre kederlerinden öttükleri varsayılan bülbül, kırlangıç ve ibibik gibi kuşlar da dahil olmak üzere, hiçbir kuşun aç olduğunda, üşüdüğünde ya da başka herhangi bir sıkıntı yaşadığında ötmediğini hiç akıllarına getirmezler.”
“Sokrates, sık sık söylediğin gibi, öğrenmenin bizim için anımsamaktan başka bir şey olmadığı doğruysa, şimdi anımsadığımız şeyleri daha önceki bir tarihte öğrenmiş olmamız gerekirdi. Ancak ruhumuz şimdi sahip olduğu insan şekline bürünmeden önce bir şekilde var olmasaydı bu varsayım geçersiz olacaktı. Demek ki, bu yaklaşımdan da, ruhun ölümsüz olduğu sonucu çıkarılabilir.”
-Hayatı ölümün karşıtı olarak görüyor musun?
+Görüyorum.
-Birinin ötekinden doğduğunu da kabul ediyor musun?
+Evet.
-O halde, hayatta olandan ne doğar?
+Ölüm.
-Ya ölü olandan ne doğar?
+Hayatın doğduğunu itiraf etmek zorundayım.
-Demek ki canlılar ve hayat ölülerden doğar Kebes.
+Öyle görünüyor.
-Öyleyse ruhlarımız Hades’te bulunuyor.
+Galiba öyle.