Bu buluşma anının mutluluğunu anlatmaya sözcükler yetmez. İkisi de aynı anda bir gülüyor, bir ağlıyordu. İnsanın sevinçten sarhoş olduğunda yaptığı gibi, dudaklarından bir sürü saçma sapan sözler dökülüyordu. Durup durup birbirlerine yeniden sarılıyorlardı. Gelip geçerken onları gören başka insanlar da sevinçlerine katılıyor, onlarla beraber gülüp ağlıyorlardı. Artık böyle duygulara ayıracak zamanları vardı.
"...Bunlar her insanın göğsünde taşıdığı şeyin basit birer taklidi yalnızca. Çünkü nasıl gözleriniz görmeye, kulaklarınız duymaya yarıyorsa, insanın yüreği de zamanı algılamaya yarar. Kör biri için gökkuşağının renkleri ve sağır biri için kuş sesleri nasıl boşunaysa, yürekle algılanmayan zaman da öyle boşa gider, kaybolur. Ama ne yazık ki düzgün atmasını bildiği halde kör ve sağır olan nice yürekler vardır."