"Yürekler her zaman insanlara yardım ederler mi?"diye sordu Simyacı'ya.
"Yanlızca kendi Kişisel Menkıbelerini yaşayanlara yardım ederler. Ama çocuklara, sarhoşlara ve ihtiyarlara da çok yardım ederler."
"Evren'in Ruhu, bir düşü gerçekleştirmeden önce yol boyunca öğrenilen her şey değer biçer.Bize karşı kötü duygular beslediği için böyle davranmaz.Düşümüzü gerçekleştiremememizin yanı sıra,ona doğru ilerlerken aldığımız dersleri de iyice öğrenmemizi ister.Ama insanların çoğunluğu, işte bu anda vazgeçerler.Çölün içeri dilinde biz bu durumu şöyle tanımlarız: vahanın palmiyeleri ufukta görülmüşken susuzluktan ölmek.
"Yüreğim bir hain,"dedi delikanlı Simyacı'ya, adlarını biraz dinlendirmek için durduklarında."Devam etmemi istemiyor."
"Ne ala,"diye yanıtladı Simyacı."Bu da yüreğinin diri olduğunu gösteriyor.Şimdiye kadar elde etmeyi başardığın şeyleri bir düşle değiştokuş etmekten korkması kadar doğal ne var."
"Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?"
"Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın.Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir."
"Bir hain olsa da mı?"
"İhanet,senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini tanıyacak olursan,sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. çünkü onu düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın.Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz.Bu nedenle en iyisi onu söylediklerini dinlemek.Böylece,kendisinden beklemediğim bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana."