“Kelimeler bizim dirilişimize aracı olurlar.”
•
Hiç düşündünüz mü? Kullandığımız tüm kelimelerin anlamını bilerek kullansak nasıl olurdu? Yahut kullandığımız kelimelerin bir gün yok olacağını bilmek nasıl bir his? Kim bilir şu an anlamını yitirmiş ne çok kelime vardır?
İşte Esme tam da bu soru üzerine yöneliyor. Bizi kimsenin önemsemediği, aktarılmayı ve öğrenilmeyi hak eden, ona göre mühim kelimelerle tanıştırıyor.
Bana George Orwell’in Hayvan Çiftliği romanında geçen şu sözü anımsattı: “Bazı hayvanlar eşittir ama bazıları diğerlerinden daha eşittir.” Ve ben de okurken bunu düşündüm bazı kelimeler eşittir ama bazıları ondan daha eşittir. Ve bu eşit olanlar nedense erkeklerin kullandığı kelimelerdir.
Olay örgüsü tam da Esme’nin, hazırlanan Oxford İngilizce Sözlüğü’nde eksik olan ‘cariye’ kelimesini keşfetmesiyle başlıyor. Ve bunun üzerine derin bir araştırmaya giriyor. Çünkü kadınların kullandığı ama yok sayılan tüm kelimelerin öğrenilmeyi hak ettiğini düşünüyor.
Gerçek hayat ve kişilerden yola çıkan kitabımızda, kelimelerle harmanlanmış hayatları inceliyor ve o dönemin penceresini aralıyoruz. Yazarın tarihi konuları bu kitap örgüsüne çok güzel yedirdiğini düşünüyorum. Sözcükbilimcilerin hayat verdiği kelimeler ışığında tarihin aydınlanması, o dönemin koşulları ve savaşın etkilerini de okuyoruz.
Yani aslında bu kadar olay içeriği olduğunu düşünmeden başladığım kitap, elimde o kadar güzel aktı ki, uzunluğuna rağmen okuması kesinlikle zor değildi. Bir şans verilmesi gereken bir kitap kesinlikle. Çoksatan kitaplara uzak olsam da Esme’yle ve Scriptorium’la tanıştığıma memnunum.
•
“Yeterince insan değişmesini isterse her şey değişir.”
•
“Meşgul bir günün, dertli bir zihne ya da yalnız bir kalbe ne kadar iyi geldiğini anlatamam.”