Bir arkadaşımın bu kitabı bana hediye etmesi ile Şükrü Erbaş' la tanışmış oldum. Kitabın her satırı o kadar değerli, o kadar anlamlı ki tek tek, uzun cümlelerle not almak istiyor insan. Kitap herkesin duygularına dokunuyor neredeyse. Aslında sadece duygular değil her yaşama, her coğrafyaya, geceye ve gündüze... Pek çok konuda içimizi hem mutlu eden bazen de gerçeklik algısı kazanmamız ile içimizi keder dolduran bir kitap. Kitap pek çok başlıktan ve bir kaç sayfalık bölümlerden oluşmaktadır. Bu yüzden başucu kitabı diyebiliriz sanırım. İçinde onlarca başlık olsada temel başlıkları yazmak isterim;
1. Bir Gün Ölümden Önce
2. İnsanın Acısını İnsan Alır
3. Gülün Sesi Gül Kokar
#not : Kitabın son başlığı iki kısıma ayrılıyor. İkinci kısımda pek çok yazar üzerine düşünceler ve içerikler bulunmaktadır. Edebiyat severlerin kütüphanesinde bulundurması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
.
#alıntısözler
" Gün batımlarının turuncu tarafı bile, gerçeğimizi onaran o büyük maviliğe leke düşüremiyordu. " (S.23)
" Ölüme dek süren bir mucizeydi dünya ve insana yalnızca bir ömür bağışlanmıştı" (S.41)
" Yalnızlık bizim içeriye ve dışarıya ışık veren biricik penceremizdir Ömür Hanım... İki kanadı vardır, istekten ve korkudan; çarpar durur bir ömür içimizde..." (S.49)
" Şiirin, daha doğrusu sanatsal yaratıcılığın günlük hayatla ilişkisi, bir sonsuzluk, genişlik ve derinlik ilişkisidir. " (S.58)
" Bir dağ başı yalnızlığını da söylese, aşklar, ölümler, acılar ve umutlar içinde bir koroydu herkes. " ( S.85 )
" Yıldızlar çocukların hayal hazinesi, duygu ülkesidir. Gecelerin derinliğinde pır pır göz kırpar o uzak, gizemli dünyalar, yorgunluğun beşiğinde küçücük gövdeleri kayıp giden çocukların yüreklerine, tadı tanımlanamayan bir iksir akıntırlar; ölüme dek onları ışıklar içinde