İlk olarak Agatha Christie' den bahsetmek istiyorum. İngiliz bir yazar olan Christie, polisiye romanlarının öncü yazarlarındandır. 1890 yılında doğan yazara dönemi bağlamında bakacak olursa bir kadın olarak çok büyük bir başarı yakaladığını söylemek mümkün. 66 dedektif romanı, 153 kısa hikaye yazdığı bilinmektedir ve bu alanın en iyisi olabilmeyi başarmıştır.
Pek çok Türk polisiye romanlarında Agatha Christie'den bahsedildiğini biliyoruz. Bunun yanında Christie' in ismi İstanbul'da bulunan Pera Palas Otel ile de beraber anılır. Ve bu bende her zaman heyecan uyandıran bir bilgi olarak kalmıştır.
.
#kitaphakkında : Kitap tek solukta okunabilecek bir kitap. Macera dolu bir tren, farklı karakterler, bir cinayet ve bir dedektif... Romanın tamamı bir trende geçmektedir. Bir cinayet haberi ile tüm trende iniş çıkışlar yasakalanir ve cinayet çözülmeye çalışılır. Kitapta en önemli unsur çok fazla karakter olması. Fakat bu asla göz korkutmamalı çünkü kitabın akıcı dili zaten her şeyin kafamızda oturmasına yardımcı oluyor.
Kitap başından sonuna kadar heyecan barındırıyor. Okurken ara vermek şöyle dursun bir sonraki sayfada ne olacak merağı ile daha hızlı okumak istiyor insan. Diğer bir güzel yanı ise tahmin edilemez oluşu. Son sayfalara geldimde bile bu sefer cinayeti çözdüm diyorum fakat her zaman yeni bir kanıt ve diyolog kurularak merağım daha fazla artıyor. Ve sonunda yine hiç tahmin etmediğim şekilde ( adeta ağzımı açık bıraktı ) bitiyor.
.
#not : Bu kitap kargodan geldikten sonra şöyle bir göz atmak için elime almıştım. Fakat öyle olmadı. Göz gezdirmeyi bıraktığımda kitabı da bitirmiş oldum.
.
Kitap 3 kısımdan ve alt başlıklardan oluşuyor
1. Gerçekler
2. Kanıtlar
3. Poirot Arkasına Yaslanıyor ve Düşünüyor