Tuğba Şimşek

Tuğba Şimşek
@Tugbsmsk
Ana babamızdan biri, otoritesini kullanmaya kalktığında, kendimizi gerilere gitmiş ve çocukluğumuza dönmüş hissederiz. Dıştan bakıldığında otuzlu yaşları aşmışızdır ama ruhsal açıdan daima üç yaşındayızdır. Hayır demeye ilişkin güçlüklerin, içimizde direnen, kendisini suçlu hisseden, dışlanma düşüncesine dayanamayan, ebeveyninin sevgisini korumak uğruna her şeyi yapmaya hazır olan çocuktan kaynaklanır. Hangi yaşta ve mesleki konumda olursak olalım, kendimizi ne denli denetlersek denetleyelim; bu duygular ve bu düşünce tarzı, aile ilişkilerimizi gizlice etkiler ve sonsuza dek sürüp gider. Tüm bu eğitim ve biçimlenme yılları, “Ana babanı dinlemek ve onlara itaat etmek zorundasın” şeklindeki uyarılarla içimizde yer etmiştir. Bunların yarattığı etkiler de çocukluk çağı çoktan sona erdiği halde varlığını sürdürür.
Sayfa 158·Kitabı okudu
Reklam
20. yüzyıl sonunun ailesi, daha çok bölünme ve parçalanma terimleriyle tanımlanmakla birlikte, bir aileye ait olmayı isteme ve aile birliğini koruma eğilimi, içimize güçlü bir biçimde yerleşmiştir. İşte bu yüzden, onu ayakta tutmak amacıyla, aile yaşamını yöneten uzlaşmalara tâbi olma eğilimi gösteririz. Ailenin bir üyesine hayır demek, bizzat ailenin reddi gibi algılanabilir. Böyle davranmak bizde bir dışlanma ve yalnızlık korkusu yaratabilir.
Sayfa 157·Kitabı okudu
Alıntı
Aile içinde hayır demek
Çoğu zaman, ana ve babalar çocuklarının farklılık göstermesini kabullenemez. Onu, kendi uzantıları olarak büyütürler ve kendilerine benzemesini isterler. Bu nedenle de kendine özgü bir yapılarının olmasını, kişisel inisiyatiflerini ve özgürlük özlemlerini kabullenmekte zorlanırlar. Ana babaya borçlu olduğu şeyleri çok iyi hisseden, onları seven, kabul ve yardım görmek isteyen çocuk, aile ortamının oluşturduğu modelin dışına çıkmakta sıkıntı çeker. Kendisini aileye bağımlı kılan vicdan ve özveriler için duyduğu minnet, çocuğu, anne babanın isteklerine uygun davranışlar yoluyla “karşılık verme”ye sürükleyebilir. Dolayısıyla ailenin bir üyesi gibi kabul edilmek, aileye ait olmak için çocuk, bir birey olduğunu unutabilir ve aile modeline uygun davranışlar gösterebilir.Öte yandan anne ve babalar da sevgi, himaye, otorite ve birliğin çatlaklara yol açmadan korunması gibi unsurların birbirine karıştıği rollerinden vazgeçmekte zorlanabilirler. Şu halde, gelecekteki üyeler arasındaki ilişkilerin seyrini, büyük ölçüde aile içinde yaşanmış deneyimlerin ağırlığı belirler. Büyük bir gücün bizi, geçmişte düğümlenmiş olan bağları korumaya ittiği düşünülebilir.
Sayfa 156·Kitabı okudu
Alıntı
İnsanın kendi anne-babasıyla mücadele etmesi kadar zor bir şey yok.
1000Kitap
Çocukluk ya da yeniyetmelik çağına bağlı bir zayıflığın izini taşıyanlar, hayır demekte ciddi sıkıntılar gösterirler. Reddedilme ve yalnız kalma riski, onları üzer; buna katlanamazlar. Bu zayıflık öylesine yer eder ki, tüm düşüncelere egemen olur ve günlük yaşamdaki her söze ve davranışa yansır.
Sayfa 149·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam