Tuğçe

İnsandan istenen şey, bazı varoluşçu felsefecilerin savunduğu gibi yaşamın anlamsızlığına katlanmak değil, yaşamın koşulsuz anlamlılığını ussal terimlerle kavrama yetkisinden yoksun oluşuna dayanmaktadır. Logos(anlam), mantıktan(logic) daha derindir.
Reklam
Bütün bu acıların, çevremizdeki bunca ölümün bir anlamı var mı? Çünkü eğer yoksa hayatta kalmanın kesinlikle hiçbir anlamı yok. Çünkü anlamı böyle bir rastlantıya bağlı olan bir yaşam, nihai anlamda yaşanmaya değmez.
Yaşamda bir anlam bulmanın üçüncü yolu, acı çekmektir.
İnsanın sorumlu olduğunu ve yaşamının potansiyel anlamım gerçekleştirmesi gerektiğim söyleyerek, yaşamın gerçek anlamı­nın kapalı bir sistemmiş gibi kişinin kendi içinde ya da kendi ru­hunda değil, dünyada keşfedilmesi gerektiğini vurgulamak istiyo­rum. Bu temel özelliğe “insan varoluşunun kendini aşkınlığı" di­yorum. Bu, insan olma gerçeğinin her zaman için, bu ister bir an­lam ister karşılaşılacak bir insan olsun, kişinin kendi dışındaki bir şeye ya da birisine yöneldiği anlamına gelmektedir. Kişi, hizmet edeceği bir davaya ya da seveceği bir insana kendim adayarak ne kadar çok kendim unutursa, o kadar çok insan olur ve kendim de o kadar çok gerçekleştirir. Kendim gerçekleştirme denilen şey, hiç de ulaşılabilir bir şey değildir. Bunun da basit bir nedeni vardır Kişi buna ulaşmak için ne kadar çok uğraşırsa, bunu da o kadar çok kaçıracaktır. Başka bir deyişle, kendini gerçekleştirme, sade­ce kendini aşmanın bir yan ürünü olarak olasıdır.
Nihai anlamda kişinin, yaşamın anlamının ne oldu­ğunu sormaması, bunun yerine bu sorunun muhatabının kendi­si olduğunu kavraması gerekir. Tek kelime ile her insan yaşam tarafından sorgulanır ve herkes, sadece kendi yaşamı için cevap verirken yaşama cevap verir; sadece sorumlu olarak bunu yapabilir. Bu nedenle logoterapi insan varoluşunun özünü, so­rumlulukta görmektedir.
Reklam