Sonrasında kesin olan bir şey vardı: Söğüt çubuklarıyla sepet örmeyi becerince bir sonraki ve kaçınılmaz adım, kumaş dokunmak olacaktı. Bunun ardından giysiler gelecekti ve çıplak vücudumuzu örten bu giysilerle birlikte utanma duygusunu öğrenecektik.
Sarkıkkulak apaçık dehşet içindeydi ve korkusuna rağmen yanımda kalmasını, insanları hayvanların en güçlüsü haline getiren yoldaşlık ruhunun ve diğerkâmlığın habercisi olarak değerlendiriyorum.
Türümüzün çocukluk aşamasının yarı büyümüş yavruları olan bizlerden birisi korkusuna egemen oluyor, kaçıp kendisini kurtarma dürtüsünü bastırarak yardım etmek için ötekinin yanında kalıyor. Böylece ileride bu tavrın benzerini gösterecek kimler varsa, gözlerimin önüne geliyor, Damon ile Pythias’ı, arama kurtarma ekiplerini, Kızılhaç hemşirelerini, ümitsiz mücadelelerin liderlerini ve şehitlerini, Peder Damien’i, sonra bizzat İsa’yı düşünüyor; sergiledikleri büyük kuvvetin izi sürüldüğünde, Sarkıkkulak ve Kocadiş gibi karanlıkta kalmış Genç Dünya sakinlerine kadar geriye götürülebilecek bütün yüce kişilikli insanları görüyorum.
Mantık silsilemi izleyin. Her içgüdü, bir ırksal hatıradır. Gayet güzel. O halde siz, ben, hepimiz bu hatıralarımızı annemizden ve babamızdan alırız ki onlar da kendi anne ve babalarından almışlardır. Demek ki bu hatıraların kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan bir aracı olmalı. İşte bu aracı, Weismann’ın “germ plazma” dediği şey. İnsan ırkının geçirdiği bütün evrimin hatıralarını bu aracı taşıyor. Belirsiz ve karışık olan bu hatıraların büyük bir kısmı kaybolmuş. Ancak bazı germ plazmalar bu hatıralarla aşırı yüklenmiş – bilimsel dille konuşursak diğerlerinden daha atacı – oluyor ve belli ki benimki de böyle. Ben kalıtsal bir açgözlüyüm, hatta bir kabaşıma; bana ne derseniz deyin ama günde üç öğün tıka basa yemek yiyen kanlı canlı biri olarak buradayım işte. Buna ne diyeceksiniz?
(Germ-plazma kuramı: Buna göre yüksek canlılar, vücudu meydana getiren somatoplazma ile üreme hücrelerini meydana getiren germ-plazmadan oluşur. Kalıtım, bu germ plazma aracılığıyla geçer.)
Kimi insanların reankarnasyon deneyimleri yaşadıklarına inanmalarına neden olan şeyin, bu diğer kişiliğin; ama benimki kadar güçlü olmayan diğer kişiliğin varlığı olduğunu düşünüyorum. Reankarnasyon, böyle insanlara çok mantıklı, son derece ikna edici bir hipotez gibi geliyor. Bu dünyada hiç görmedikleri sahnelere, eski zamanlara ait eylem ve olayların hatıralarına dair görüntüler görmelerinin en basit açıklaması, bunları daha önce yaşadıkları oluyor.
Bu kişiler kendi ikiliklerini görmezden gelme hatasına düşüyorlar. Diğer kişiliklerinin farkına varmıyorlar. Onu kendi kişilikleri sanıyor, tek bir kişiliğe sahip olduklarını düşünüyorlar ve bu önkabulden hareketle daha önce başka hayatlar yaşadıkları sonucuna varabiliyorlar.
Ama yanılıyorlar. Bu reankarnasyon değil. Ben kendimi Genç Dünya’nın ormanlarında dolaşırken görüyorum ama orada gördüğüm kişi aslında ben değilim, benim uzak bir parçam; babamla dedemin bana onlar kadar uzak olmayan birer parçam olmaları gibi. Bu diğer benliğim atalarımdan biri, ırkımın ilk soyundan gelen atalarımın torunu, kendi zamanından çok önce el ve ayak parmakları gelişmiş ve ağaçlara tırmanmaya başlamış bir soyun evladı.