Sosyal ağ Dünya’da bilinçsiz bir bilgisayarın başına oturup bir kahveye ihtiyacınız olmasıyla ilgili şeyler yazmak, başkalarının bir kahveye ihtiyacı olmasıyla ilgili şeyler okumak, bu sırada kalkıp kahve yapmayı unutmak demekti çoğunlukla.
Buraya ilk geldiğimde bazı şeyleri anlamıyordum. Mesela kıyafetlerin neden bu kadar önemli olduğunu, ölü ineklere neden bonfile ve biftek gibi isimler taktıklarını, belli bir şekilde biçilmiş çimlerin üzerinde neden yürünemediğini ya da evcil hayvanlarına neden bu kadar önem verdiklerini hiç anlamıyordum. Ama şimdi anlıyorum. İnsanlar doğadan korkuyor ve kendilerine doğanın üzerinde egemenlik kurduklarını ispatlayabildiklerinde içleri çok rahatlıyor. Bu yüzden çimler var, bu yüzden kurtlar köpeklere evrildi, bu yüzden mimarileri doğal olmayan şeylere dayalı. Ama aslında doğa, saf doğa, onlar için sadece bir sembol. İnsan doğasının bir sembolü. Birbirlerinin yerine geçebilirler. Yani şunu diyorum;
İnsanları anlamak zaman alıyor çünkü onlar kendilerini anlamıyorlar. Çok uzun zamandır kıyafet giyiyorlar. Metaforik kıyafetler. İşte bunu anlatmaya çalışıyorum. İnsanlar medeniyetlerinin bedelini böyle ödemiş, medeniyeti yaratmak için gerçek benliklerinin kapılarını kapatmışlar. Bu yüzden de kaybolmuşlar. Benim anladığım bu. Sanat da bu yüzden var. Kitapları, müziği, filmleri, tiyatroyu, resmi, heykeli, hepsini bunlar kendilerine, asıl kimliklerine dönen köprüler olsun diye icat etmişler. Ama ne kadar yaklaşırlarsa yaklaşsınlar sonsuza kadar uzaksalar artık. Şunu diyorum sanırım: Dün gece çocuğu öldürecektim. Uyurken merdivenlerden düşmek üzereydi ama sonra gerçek doğası ortaya çıktı ve bana saldırdı.
İnsan olmanın pathosunu kavradım. Özünde yalnız, ama birliktelik mitine ihtiyaç duyan ölümlü bir varlık olmanın. Arkadaşlar, çocuklar, sevgililer. Cazip bir mitti bu. Kolaylıkla kendinizi kaptırabileceğiniz türden bir mit.
“Dünyada gerçek bir uzaylı olduğu anlaşılsa ne olurdu sence?”
“Kafaları, kalkıp taa buraya gelecek kadar çalışıyorsa uzaylı olduklarını belli etmemeyi de akıl edebilirler. Buraya gelmiş olabilirler bence. Bilimkurgu filmlerindeki uzay gemilerine benzeyen şeylerle gelmemişlerdir ama. UFO’ları yoktur belki, hatta ne uçmuş ne de gizemli ışıklar saçmışlardır. Kim bilir, belki de senin kılığında gelmişlerdir.”