Tuğçe Karacaoğlu

Tuğçe Karacaoğlu
@Tugcekaracaoglu
İnsan doğuştan iyi mi dir yoksa kötü müdür? Ne iyi ne kötü- ama seçme gücüne sahip. Timsel kavramı. Kabil’in laneti kalıtsal değil, tekrar eden bir seçimdir, ama sen onu durdurabilirsin. Cathy seçebilirdi ama seçmedi o kötülüğü seçti, içindeki karanlığa teslim oldu. Yani doğuştan kötü değil kötülüğü sürdürmeyi tercih eden biri. Evet, miras seni şekillendirir ama tanımlamaz. Sen babanın, annenin ya da soyunun hatalarını tekrar etmek zorunda değilsin. Lee karakteri saç örgüsü> kölelik sembolü. Amerikalılar onları bu görünüm yüzünden aşağılıyordu. Lee’nin kırık İngilizceyle konuşması ama Samuel ile normal lehçede konuşması bize şu mesajı veriyor:Lee aslında çok eğitimli ama dış dünyada kabul görmek için bir köle rolü oynamak zorunda . Lee kitabın en bilge karakteridir. Timsel kelimesini derinlemesine anlayan da odur. Ama ironik bir biçimde, özgürlük hakkında en çok konuşan kişi toplumun gözünde en az özgür olan kişidir. Steinbeck burada çok güçlü bir mesaj verirdi: “ Gerçek özgürlük insanın içinde başlar, dış görünüşteki zincirler onu tanımlamaz.” Lee ırkçılıkla dolu bir toplumda, insanların onu yalnızca “Çinli uşak olarak kabul edeceğini bildiği için kendini o role uydurur. Bu Lee için bir maske aslında. Bu maskeyi Sam Hamilton’la konuşurken çıkarır, içinden derin, bilge, filozof biri çıkar.
Alıntı
Reklam
Bizim elimizden ne gelirdi ki? Biz babamızın evladıyız. Bir bahane, dünyada yeterince bahane yok. “En azından inandırıcı bahaneler yok," dedi Lee. "Yoksa suçluluğumuzu çoktan silip atardık; dünya cezalandırılmış hazin insanlarla dolu olmazdı. "Peki ama bu resme başka bir çerçeve düşünebiliyor musun?" dedi Samuel. "Bahane olsun olmasın, dön dolaş atalarımıza geliyoruz. Suçluluğu taşıyoruz.” "Ben Tanrı'ya biraz kızdığımı hatırlıyorum," dedi Adam. "Hem Kabil hem de Habil neleri varsa vermişler, Tanrı Habil'i kabul etmiş, Kabil'i reddetmiş. Bu bana öteden beri adaletli gelmedi. Hiçbir zaman anlamadım. Siz anlıyor musunuz?" "Belki farklı bir açıdan bakıyoruz," dedi Lee. "Hatırladığım kadarıyla bu öykü çoban bir halk tarafından, onlar için yazılmış. Çiftçi değillermiş. Çobanların tanrısının besili bir kuzuyu bir bağ arpadan daha değerli bulması normal değil mi? Kurban en iyi, en değerli şey olmalıdır.” "Evet, bunu anlıyorum," dedi Samuel. "Bu arada, Lee, Doğulu mantığını Liza'ya sunmak konusunda seni uyarmış olayım.' Adam heyecanlanmıştı. “Evet, ama Tanrı Kabil'i niçin lanetledi? Adaletsizlik bu.' “Sözleri dinlemekte yarar var," dedi Samuel. "Tanrı Kabil'i katiyen lanetlemedi. Tanrı'nın bile bir tercihi olabilir, öyle değil mi? Farz edelim ki Tanrı kuzuyu sebzeden daha çok seviyordu. Galiba ben de öyleyim. Kabil ona bir kucak havuç getirdi belki. Tanrı da, 'Ben bunu sevmem. Bir daha dene. Sevdiğim bir şey getir, seni de kardeşinle aynı kata koyayım,' dedi. Ama Kabil öfkelendi. Gururu incindi. Bir adamın gururu incindiğinde bir şeyi parçalamak gelir içinden, Habil de öfkesinin karşısına çıktı." "Aziz Pavlus İbranilere Habil'in inancı olduğunu söyler," dedi Lee. "Tekvin'de buna değinilmiyor," dedi Samuel. "İnançtan, inançsızlıktan bahis yok. Sadece Kabil'in asabiliği ima
Alıntı
Samuel kitabın kopuk kapağını neredeyse bitkin bir edayla kapattı. “İşte bu,” dedi. “On altı dize, o kadar. Hem de, Tanrım! Unutmuşum ne kadar korkunç olduğunu… bir cesaretlendirici ton bile yok. Belki de Liza haklı. Anlayacak bir şey yok.” Adam derin bir iç çekti. “İnsanı rahatlatan bir öykü sayılmaz değil mi?” Lee yuvarlak sert seramik şişedeki koyu renk içkisinden bir bardak doldurdu, yudumladı ve çifte tadı dilinin arkasına itmek için ağzını açtı. “Doğru olduğunu, bizim için doğru olduğunu içimizde hissetmedikçe hiçbir öykünün gücü ve kalıcılığı yoktur. İnsanların ne büyük bir suçluluk yükü var!” Samuel Adam’a, “Ve sen bütün o yükü üstlenmeye çalıştın,” dedi. Lee, “Ben de öyle,” dedi, “herkes de öyle. Suçluluğu sanki değerli bir şeymiş gibi kucağımıza doldururuz. Herhalde böyle olmasını istediğimiz için.” Adam araya girdi: “Bana kötü değil, iyi geliyor.” “Nasıl yani?” diye sordu Samuel. “Şöyle: Her oğlan çocuğu günahı kendi icat etti sanır. Erdemi öğrendiğimizi düşünürüz, çünkü bize anlatılır. Ama günah kendi icadımızdır.” “Evet, anlıyorum. Ama bu öykü niçin iyi geliyor?” “Çünkü,” dedi Adam heyecanla, “biz bundan geldik. Bu bizim babamız. Suçumuzun bir bölümü atalarımız tarafından üstlenilmiştir. Bizim elimizden ne gelirdi ki? Biz babamızın evladıyız. Yani ilk değiliz. Bir bahane, dünyada yeterince bahane yok.”
Alıntı
“Bu kitap kazınmış,kemirilmiş,” dedi. “Kim bilir buraya ne ıstıraplar çökmüştür. Bana kullanılmış bir Kutsal Kitap ver, sanıyorum kenarlarına arayış içindeki parmakların kiri bulaşmış bölümlerine bakıp sana o adam hakkında çok şey anlatabilirim. Liza Kutsal Kitap’ı eşit olarak yıpratıyor. İşte burada; öykülerin en eskisi. Eğer bizi rahatsız ediyorsa, o rahatsızlığı içimizde buluyoruz demektir. “Ben öyküyü çocukluğumdan beri duymadım.” dedi Adam. “Öyleyse uzun olduğunu düşünüyorsundur, oysa çok kısa,” dedi Samuel. “Şunu okuyayım: “Öykü şöyle: ‘Ve Adem karısı Havva’yı bildi; ve Havva gebe kalıp Kabil’i doğurdu; ve Rab’bin yardımıyla bir adam kazandım,> dedi.” “Ve yine kardeşi Habil’i doğurdu. Ve Habil koyun çobanı oldu, fakat Kabil çiftçi oldu. Ve Kabil günler geçtikten sonra, toprağın semeresinden Rabbe takdime getirdi. Ve Habil, kendisi de sürünün ilk doğanlarından ve yağlarından getirdi. Ve Rab Habil’e ve onun takdimesine baktı; fakat Kabil’e ve onun takdimesine bakmadı.” “Ve Kabil çok öfkelendi, ve çehresini astı. Ve Rab Kabil’e dedi: < Niçin öfkelendin? Ve niçin çehreni astın? Eğer iyi davranırsan, seni kabul etmeyecek miyim? Ve eğer iyi davranmazsan, günah kapıda pusuya yatmıştır; ve onun istediği sensin; fakat sen ona hükmedeceksin.> “Ve Kabil, kardeşi Habil’e söyledi. Ve vaki oldu ki, kırda oldukları zaman, Kabil, kardeşi Habil’e karşı kalktı, ve onu öldürdü. Ve Rab Kabil’e dedi: <Kardeşin Habil nerede?> Ve dedi: <Bilmiyorum; kardeşimin bekçisi miyim ben?> Ve dedi: <Ne yaptın? Kardeşinin kanının sesi topraktan bana bağırıyor. Ve şimdi sen toprak tarafından lanet edildin, toprak ki kardeşinin kanını senin elinden almak için ağzını açtı; toprağı işlediğin zaman, artık sana kuvvetini vermeyecektir; yeryüzünde kaçak ve serseri olacaksın.> Ve Kabil Rab’be dedi: <Cezam
Alıntı