Bizden ilgi bekleyen herkese dikkatimizi veremeyecek kadar meşgul ve telaşlıyız.Her gün yeni uyaranlar tarafından baştan çıkarılıyor ve bugünü, her seferinde ihtiyaçlara binaen yeniden inşa ediyoruz. Herşey çok kısa ömürlü, saman alevi gibi bir anlığına yanıp sönüyor. Öyle ki kendimizle bile temasımız kayboluyor, insanın kendi öyküsüne,ideal ve kimliğine sadakati dahi aşınıyor.
“Dün yürüdüğün yoldan, bugün bir kez daha yürü,” dedi adam, sesini bir Bilge edasıyla bükerek, “ bak o zaman yeni şeyler göreceksin.” Kaybolmayı göze alarak yürü. Çünkü dünya, sırlarını kaybolanlara açar.
“Yalnızca bir günlük bir yaşam için dünyaya geldiğimi biliyorum.Öleceğimi de biliyorum.Fakat yıldız kümelerinin sık sıralar halinde dairesel devinimlerini gönlünce izlediğim zamanlar, ayaklarımın artık yeryüzüne değmediğini hissediyorum...”
Bilinende sınır vardır, bilinmeyende sınır yoktur.İnsan aklı anlaşılmazlığın engin okyanusunda barınacak bir ada sağlar.Her kuşağa düşen iş, bu okyanustaki adaya biraz daha toprak katarak büyümektir.
T.H.Huxley