Tuğçe

Doğrular seni istemediğin yollara çıkardığında yalanları özlüyordun. Yalanlara ihtiyaç duyuyordun. Ve şimdi kalbim bu kadar acı çekerken o yalanı arıyordum.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İşte böyle kızım. Yaşarsın sadece. Yaşarken değişirsin, dönüşürsün, kı­rılırsın, dökülürsün. O döküntülerde yeni bir yaşam doğar. Böyle hayatta kalırsın.
Yaşamda hiçbir şey var olduğu halinde kalmaz. Tohumlar filizlenir. Çocuklar büyür. Alevler söner. Yalanlar eskir. Etrafına dolanan kollar kesilir atılır. O büyüyen fidan ağaç olur, gölgesinde dinlenilir. Odun olur, ateşinde ısınılır. Kül olur, unutu­lur. Hiçbir his sonsuza kadar onu hissettiğin ilk andaki gibi kalmaz. Kalbimizi kırıp döken o duygular da en başında kalbimizi attıranlar değil miydi?
Çok uzun bir süre bağırmış ama ilk kez biri onu duymuş gibi görünüyordu.
Evet, deliler ve cellatları okuyorum. 250lerdeyim snrm ve bir şey sezdim. İlerde kırılacakmışım gibi bir his..gidip bile isteye spoiler yedim. Böyle bir şey var arkadaşlar, daha fazla kırılmamak için kendini alıştırıyorsun o olaya. Sanırım güven sorunlarım var... Mutlu sonu garantileyip kırıcı yerleri okumayı daha "güvenli" buluyorum. Karakterlere çok bağlanıyorum ben. Ana karakterle çok fazla empati kuruyorum. Ona yapılan bana yapılmış gibi kırıyor. Mesela yaptığı yanlış da olsa ölümüne savunurum ana karakteri. Toksik bir özellik ama beni anlayan anlar bence. Aşırı dolmuşum, fantastik ve uzun soluklu seriler böyle işte, bir haftadır diyarda yaşıyorum resmen.