Tuğçe

Yaşı on altıyı bulmuş, gitgide konuşmayı daha az sever olmuştu.
Reklam
Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığı; yavaşça kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür...
Zaten, bir felaketi sükun ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir.
Çünkü geleceğime inanmaktan vazgeçersem sözde hayatımın bu cezadan farksız tek güzelliğine ve umutsuzluğuna dayanamayacağımdan korkuyordum. Bir dakika daha dayanamayacağımdan.
Reklam